turkolmak

Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us

26/10/2009 - 29 EKİM Cumhuriyrt Bayramı 86. yılı

29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI VE ÖNEMİ

BENİM NACİZ VUCUDUM

ELBET BİRGÜN TOPRAK OLACAKTIR.

FAKAT TÜRKİYE CUMHURİYETİ

İLELEBET PADİYAR KALACAKTIR...

Mustafa Kemal ATATÜRK

Osmanlı İmparatorluğu'nda, ikinci Meşrutiyetin ilanından altı yıl sonra Birinci Dünya Savaşı başladı. 1914'te başlayan Birinci Dünya Savaşı'na dünyanın belli öbaşlı devletleri katıldı. Dört yıl süren savaş sonunda bizimle birlikte olan devletler yenildi. Savaş kurallarına göre biz de yenilmiş sayıldık. Ülkemiz İngilizler, Yunanlılar, Fransızlar, İtalyanlar tarafından paylaşıldı.

Ulusuna inanan, güvenen Mustafa Kemal Paşa, 19 Mayıs 1919'da Samsun'a geldi. Erzurum'da, Sıvas'ta kongreler düzenledi. Mustafa Kemal Paşa "Tek bir egemenlik var, o da Milli egemenliktir. Ülkeyi yine ulusun kendi gücü kurtaracaktır." diyordu. Yurdun dört bir tarafından gelen ulus temsilcileri -milletvekilleri- 23 Nisan 1920 günü Ankara'da Büyük Millet Meclisi'nde toplandı. Meclis, Mustafa Kemal Paşa'yı başkan seçti. Mustafa Kemal Paşa'nın önderliğinde Büyük Millet Meclisi Ulusal Kurtuluş Savaşı'nı başlattı. Bir yandan efeler, dadaşlar, seymenler bulundukları yörede düşmana karşı koydular. Öte yandan düzenli ordular İnönü'de, Sakarya'da, Dumlupınar'da savaştılar. Yurdumuz düşmanlardan kurtarıldı.

Tahtını, rahatını düşünen padişah, yenilen düşmanla birlikte yurdumuzdan kaçtı. İmzalanan Lozan Barış Antlaşması ile yeni bir devlet doğdu. Bu doğan devletin yönetim biçimi henüz belirlenmemişti.

İkinci dönem Büyük Millet Meclisi 11 Ağustos 1923'te ilk toplantısını yaptı. 13 Ekim 1923'te Ankara Başkent oldu. Atatürk ; düşmanın ülkeden atılıp sınırlarımızın belirlenmesinden sonra, çoktan beri tasarladığı cumhuriyetin ilanı üzerinde hazırlıklar yapmaya başladı. 28 Ekim 1923 akşamı yakın arkadaşlarını Çankaya'da yemeğe çağırdı. Onlara , "Yarın Cumhuriyet'i ilan edeceğiz." Dedi.

29 Ekim 1923 günü Atatürk, milletvekilleri ile görüştükten sonra taslağı hazırlanan cumhuriyet önergesi Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne verildi. Meclis önergeyi kabul etti.

Böylece ülkemizde cumhuriyet yönetimi kuruldu. Atatürk kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk Cumhurbaşkanı oldu. Cumhuriyet'in ilanı yurtta sevinç ve coşku ile karşılandı.

Cumhuriyet; yurttaşların seçme ve seçilme hakkının olduğu bir yönetimdir. Ulus temsilcilerinin kabul ettiği yasalarla ülkenin yönetilmesidir. Cumhuriyet yönetiminde söz ulusundur. Cumhuriyet'i korumak, kollamak, yaşatmak her yurttaşın ödevidir.

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

18/8/2009 - 30 Ağustos










ZAFER BAYRAMI (30 Ağustos)

Türk tarihi zaferlerle doludur. Ama 30 Ağustos 1922’de zaferle sonuçlanan Dumlupınar Savaşı, Türk ulusunun yeniden dirilişidir.

Malazgirt Savaşı’yla (1071) 26 Ağustos’ta Anadolu’nun Türklere kapıların açan kahraman ordumuz; Başkomutanlık Meydan Muharebesi’yle de Anadolu topraklarının Türk Vatanı" olduğunu önünde durulmaz bir iradeyle düşmana ispatlamıştır. Ve yine ulusumuzun iradesiyle Cumhuriyet kurulmuştur.
Atatürk, ünlü "Nutuk"unda Kurtuluş Savaşı’nı anlatır. Her Türk yurttaşının okuması gereken Nutuk (Söylev)’da Atatürk savaşa nasıl hazırlandığımızı da anlatmaktadır.

O’ndan öğrendiğimize göre: Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa, Batı Cephesi Komutanı ve İnönü Savaşları kahramanı İsmet Paşa ve Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak Paşa büyük bir gizlilik içinde taarruz planlarını hazırlarlar.

1922 Ağustos ayında Türk Ordusu taarruza geçmek için, Kurmay heyeti’nce karar verilir. Mustafa Kemal, İsmet Bey, Fevzi Çakmak ve diğer paşalar ile kurmaylar; savaşı yönetmek üzere Kocatepe’ye gelirler.

26 Ağustos sabah, saat 05.30’da Türk topçu birlikleri Afyon’un güneyinden düşman siperlerini ateşle vurmaya başlar. Ardından piyadeler hücuma geçerler. Planlandığı gibi Büyük Taarruz devam eder ve düşman gerilemeye başlar, bozguna uğrayarak ikiye ayrılır.

30 Ağustos’a kadar düşman ordusu çembere alınır. 30 Ağustos sabahı, 1. Ordu ve avcı hatlarını ile 4. Kolordu’yu denetleyen Başkomutan Mustafa Kemal Paşa; saat 14.00’da Aslıhanlar yakınındaki "Komuta Karargâhından taarruz emrini verir. Dumlupanır’da ordumuz düşmana son darbeyi vurur. Düşman askerleri kaçmaya başlar. Mustafa Kemal Paşa; kaçan düşman askerlerini kovalamak için, "Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!" komutunu verir. Yunan Başkomutanı General Tikopıs dâhil çok sayıda esir alınır.

Şahlanan Türk Ordusu düşman güçlerini İzmir’e kadar kovalar. 9 Eylül 1922 günü Türk Ordusu İzmir’e girer. Batı Anadolu’yu yakan yıkan düşman kuvvetleri canlarını zor kurtararak, geldikleri gibi gemilere binerek giderler.

30 Ağustos 1922 tarihi, Türk ulusunu esir etmek isteyen emperyalist güçlere karşı; kadınıyla çocuğuyla, ordusuyla topyekûn verdiği bir savaşın ve ulusal benliğini kurtardığı ve Zafer Destanı’nın yazıldığı gündür.

Bu mutlu günde, zaferi bize yaşatan Atatürk ve silah arkadaşları ile kahraman Türk Ordusu’na şükran ve minnetlerimizi sunarken, ulusumuza da Zafer Bayramı kutlu olsun...


Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

11/4/2009 - ATATÜRKÇÜ OLMAK

Atatürkçü Olmak...

Yasal sanlarını, olanaklarını bırakıp sıradan birey niteliğiyle önüne düştüğü halkının Türkiye Büyük Millet Meclisi yönetiminde sürdürdüğü Ulusal Kurtuluş Savaşı'nı tüm yoksunluk ve güçlüklere karşın utkuyla sonuçlandırarak yurdumuzu düşmanlardan kurtaran Başkomutan!

''Ümmet'' sayrılıklarından arındırdığı toplumu ''Türklük'' bilinciyle donatıp birleştirerek onur ve erdem bilinen hak ve özgürlükleriyle saygın, kişilikli bireylerin oluşturduğu ''ulus'' düzeyine çıkaran Büyük Türk!

Önce saltanatı, sonra hilafeti kaldırıp demokrasinin özü ve hukuk devletinin temeli, tam eşitlikçi yurttaşlar düzeni, ''kimsesizlerin kimsesi'' Cumhuriyeti kurarak Türk gücünü, yaratıcılığını, halkına saygısını, hukuka bağlılığını vurgulayan, toplumsal barışı ve ulusal dayanışmayı sağlayan Cumhurbaşkanımız!

Yurt ve yurttaşlık bilincini kökleştirip Ulusal Ant' la saptanan sınırlarımız içinde soy ve inanç ayrımı gözetmeksizin herkesi, ülkeyi ve ulusu kapsayan bir hukuk ve insan kurumu olan devleti, her yerin sahibi kılarak kaynaştıran Örnek İnsan!

Tüm hak ve özgürlüklerin güvencesi; bağımsızlığın, ulusal egemenliğin ve demokrasinin kaynağı; hukuksal, siyasal ve ulusal birliğin dayanağı; insanlık, barış, uygarlık, inançlar yönünden saygın bir yansızlık; us ve bilim tutkusu; kapıkulluğuna, köleliğe, her tür sömürüye karşıtlık; kalkınma ve aydınlanma; ''adam olmak'' diye özetlenebilecek laikliği yaşama geçiren Devrimci!

Karakteri saydığı bağımsızlık ve özgürlüğü egemenlikle doku ulusal istenci yönetimin başlıca geçerlik göstergesi durumuna getiren Yüce önder! Başöğretmen! Mustafa Kemal Atatürk!

Türkiye aydınlanmasının kaynağı, ulusal değerlerimizle varlıklarımızın simgesi, Türkiyemizle özdeşleşerek kurumlaşan ilkeler anıtı, çevremizin güneşi, yüreğimizin sönmez ateşidir.

Atatürkçülük

Atatürkçülük, Atatürk'ü putlaştırmak, O'na tapmak, O'nu tabulaştırmak değil, büyük bir gerçekçilik, değerbilirlik, duygu ve düşünce birlikteliğiyle O'nun varlık nedenimiz, yaşam felsefemiz, Türkiye'yi Türkiye yapan ilkelerini benimsemek, savunmak, yaygınlaştırıp kökleştirmek, O'na bağlılık, gösterdiği yolda O'nu aşmaya çalışarak O'na yaraşır olmaktır. ''Kemalizm'' adıyla da ünlenen Atatürkçülük resmi bir ideoloji, dogma ya da öğreti değil, Türkiye Cumhuriyeti'nin kendine özgü düşün temelidir. Demokrasiyi yaşama geçiren, demokrasinin yönetimdeki adı olan Cumhuriyeti geçerli ve gerçek kılmak, çağa uygun yenilemelerle, evrensel ilkeleri destekleyerek daha iyi duruma ve düzeye gelmek hepimizin dileğidir. Esin kaynağımız, Atatürkçülüğü somutlaştıran, ulusal yaşamımızı aydınlatan, varlığımızın öğeleri olan Atatürk ilkeleridir. Atatürk'ün duygu ve düşüncelerini, görüşlerini, buyruklarını, önerilerini, uygulamalarını ve yapıtlarını birer ilke saymak en gerçekçi davranıştır. Bu nedenle ilkeleri sınırlamak gereksiz ve olanaksızdır. 1937'de anayasaya geçen ''Altıok'' başta olmak üzere tüm ilkeler, birer altın oktur.

Önderi olduğu Türk Devrimi bu ilkelerle gerçekleşmiştir, bu ilkelerle sonsuza değin sürecektir. Kendini yenileyerek, ulusumuzun sonsuza değin bağımsız yaşamasını amaçlayan atılımları hızlandırarak hepimizi gönendirecektir.

''İnanıyorum, o halde varım'' dan ''Düşünüyorum o halde varım'' düzeyine bizi çıkaran Atatürk ilkeleridir. Ölüm kalım savaşını kazanıp yoktan var olmak anlamında bir yeniden doğuşun bayrağı Atatürk'tür. Atatürk'le, Atatürkçülükle, Atatürkçülerle alaya kalkışan, kendi bilgisizlik ve düzeysizliğini sergileyen kimileri, varlıklarını kime ve nelere borçlu olduklarının ayırdında değillerdir. Küçük kültürleri bağımsızlaştırarak değil, birleştirip ulusallaştırarak ulus-devleti kuran Atatürk'ün izlediği yol, hep hukuk yoludur. Halkıyla birlikte, onunla kaynaşarak, ona olan güven ve saygıyı itici güç bilerek başlattığı çağdaşlaşma koşusu siyasal zikzaklarla kesintiye uğrasa da adına ve onuruna yaraşır içtenlikli çabalar, gerçek Atatürkçülerin andıdır. Türk mucizesinin kahramanı Atatürk'le, O'ndan yana ve O'nunla birlikte olmak kolay değildir.

Uzak-yakın çevremize baktığımızda O'nun her gün kezlerce doğrulandığını görürüz. Atatürk ilkeleri, demokrasinin evrensel nitelikteki ulusal değerleridir. Uyumlu, kendini yenileyen, barışçı ve insancıl yaşam gerçekleridir. Atatürk milliyetçiliği de Atatürk-Türkiye özdeşleşmesinin en yapıcı göstergesi, en çağdaş milliyetçiliktir.

Her tür ayrımcılığı, bölücülük ve yıkıcılığı dışlayan, dünya uluslar ailesinin kendi değerlerini koru güçlü ve güvenilir bir üyesi durumuna gelen topluluğun kaynaşmasıdır. Baskılara, bağımlılığa, sömürülere, yoksunluk ve kötülüklere, ahlaksızlık ve adaletsizliklere karşı çıkmak Atatürkçülüğün en doğal gereğidir. Sevr'e karşı, Lozan'a yandaş olarak soyut ve somut tüm değerleriyle Türkiye'nin sevdalısı olmaktır. Bu nedenle Atatürkçülük ''Türküm!'' demekle mutluluk duyacak her yurttaşın taşıyacağı bir onurdur. Ulusal kimliğini yadsıyan, yurttaş olamaz. Arap milliyetçiliğinin başka adı olan ümmetçilik, ırkçılık-turancılık, Türk-İslâm sentezi gibi yozlaştırıcı, yurttaşlık bilincini yıkıcı, ayrılıkçı akım ve eğilimlerin Atatürkçülükle bağdaşması olanaksızdır. İnanç sömürüsüyle dinsel teröre dayanan çıkarcı köktendincilik de Atatürkçülüğün kınayıp her zaman karşı olduğu din düşmanlığıdır. Atatürkçülükte özgür düşünce, özgür inanç, özgür vicdan, özgür us ve bilgi ile ahlak amaçtır. Bağımsızlık ve özgürlük ulusal temeldir, evrensel kaynaktır.

Son yıllarda yapay-sanal-sahte kimliklerle ortaya çıkanlar arttı. Sahte demokratlar, sahte ilericiler, sahte dindarlar, sahte milliyetçiler yanında Atatürk'ten yana ve Atatürkçü görünerek karşıtlıklarına ortam ve araç sağlayan, sapkınlıklarını üstü kapalı biçimde sürdüren sahte Atatürkçüler de çıktı. Atatürk'ün adına, Atatürkçülüğe, Atatürk ilkelerine, Atatürkçülere katlanamayan, devlet ve ulus yaşamının her alanında, her kesiminde elinden geldiğince Atatürkçülüğü geçersiz, değersiz ve etkisiz kılmaya, karalayıp kötülemeye çalışan kendini bilmezler türedi. Atatürkçülüğün en büyük düşmanı bunlardır. Düşmanlığını açıkça ortaya koyanlardan daha tehlikeli olan bu gizli Atatürk karşıtlarıdır.

Atatürkçü olmak yürek, beyin ve kişilik işidir. Atatürkçü olmak en büyük onurdur. Bu onuru her omuz taşıyamaz. Atatürk'ümüzü kimseyle karşılaştırmaz ve tartışmayız. Türkiye Atatürk'tür, Atatürk Türkiye'dir. Hepimiz O'nun bir parçasıyız. O, bizlerle vardır, biz O'nunla var olacağız. Her şey apaçık ortadadır: Ne mutlu Atatürk'ü olanlara, ne mutlu Atatürkçü olanlara!.
Yekta Güngör Özden


BU YAZIYI OKUYUNCA BİZ BU ADAMI BOŞUNA SEVMİYORUZ DEDİM.ÖYLESİNE KÖRÜ KÖRÜNE SADECE MİLLİYETÇİ GÖRÜNMEK ADINA YA DA BİR ETİKET İÇİN DEĞİL. BİZ BU İNSANA MİNNETTARIZ. BİZE VATANIMIZI GERİ VERDİĞİ İÇİN ESARETTEN KURTARDIĞI İÇİN.KADINLARIMIZA HAKKI OLDUĞUNU GÖSTERDİĞİ İÇİN.OKUMANIN ÖNEMİNİ GÖSTERDİĞİ İÇİN, DİNİMİZE,DİLİMİZE,ONURUMUZA,GURURUMUZA SAHİP ÇIKMAMIZ GEREKTİĞİNİ GSTERDİĞİ İÇİN.BUNU GÖZ ARDI EDENLERİ ANLAYAMIYORUM ASLINDA ONLARIN DA BUNU ÇOK İYİ BİLDİKLERİNİ BİLİYORUM AMA ATAM ÖLMÜŞ OLSA BİLE DÜŞÜNDÜKLERİNİ KENDİ İLKELERİ OLARAK BENİMSEYEN OKADAR ÇOK İNSAN VAR Kİ BİR ATATÜRK ÖLDÜ YERİNE BİNLERCE ATATÜRKÇÜ GELDİ.BU DA ONLARI KORKUTUYOR.ONLAR DÜŞÜNCELERİNDEN BİLE KORKUYRLAR ÇÜNKÜ HEPSİ DOĞRU... NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!!!
GURURLA SÖYLÜYORUM ÖLENE KADAR DA SÖYLEYECEĞİM ÇOCUKLARIMDA BUNU HEP TEKRARLAYACAK




Mustafa Kemal olmak istiyorum

Ben Mustafa Kemal olmak istiyorum
O asil ruhtan kuşanmak,her zor göreve koşmak
Ülkem için önceliğimi,yüce türk millettinin müdafası için
Ben Mustafa Kemal olmak istiyorum

Gözlerim sağanak sağanak seni aradı o acı haberi aldığım gün
Görmeliydin kulaklarımda uğuldayan o kahpe kurşunun gözlerimden akşını
Kara bir leke olarak yazıldı övüç dolu tarihimize dün
Bu sözleri içim kan ağla yazıyorum bugün

Ben Mustafa Kemak olmak istiyorum
Sen Olmak istiyorum atam,sen
Yarınımız,Bıraktığının emanetlerin geleceği için
Ölüm pahasına her yerde İlm ile,Fen ile
Gözlerindeki ışık karanlık gecelerimde elimde
Gerekirse savaşmaya elimde silahım,güllem belimde

Düşmanlarımızda şeref,namus,erdem yok
Rahat uyu ebedi mabedinde,Korkma
Alçaklarla savaşmaya,Cumhuriyetimizin bağımsızlığını korumaya
Bizlerde yürek çok,çok
Ben Mustafa Kemal olmak istiyorum

Şimdi alıp başımı Samsuna çıkasım geliyor
Diyarbakırdan duyulmalı sesim; siz türk milletinin aziz kardeşleri,
Bu öfke neden? Kime dar gelmişki bu topraklar bize dar gelsin
Atalarımızın vasiyeti gerek hedefimiz; Koruyunuz Cumhuriyeti
Sivas da toplanmalı alimlerimiz,Ağrıdan,Hataydan,
İzmirden,Urfadan duyulmalı sesimiz;
Ülkemiz bağımsız,laik,her vakit bir kalacak Cumhuriyetimiz
Bizler Türk milletinin aziz evlatları; Mustafa Kemal olmal istiyoruz

Sen Öldüğünü sanma sakın Mustafa Kemalim
Her gün zihnimizde canlanıyorsun;
'Sizler yeni yeni Türkiye'nin aziz evlatları,
yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz' diye

Sen endişelenme sakın Mustafa Kemalim
Her gece bizler geçici endişelere kapıldığımızda;
'Ben icap ettiği zaman en büyük hediyem olmak üzere
Türk milletine canımı vereceğim.'
Sözünle karamsarlıklarımızı bertaraf edip
Büyük bir şevkle,yarınlar için ilelebet kadim kalacak
Bağımsızlığımızın muhafaza aşkıyla yanıyoruz.

Hiç bir emperyel,gerici,akıl dışı,kabülunun tartışılması dahi
Düşünülemeyecek unsurlar bilmeliler ki
Trakyadan,Habura,Hataydan,Karadenize her sınırda
Ülkemin saçının telinin dokunulmasına izin verilmeyecektir
Böylesi boş,zavallı fikir çamurlarına kapılmasınlar

Bizim bağımsızlığımızın ışığını kapamak isteyenlerin
Egemenliğimize uzanmayı düşünen kör beyinlerin emelleri
Bu çirkin,kafir oyunlarında muafak olamayacaklardır
Çünkü karşılarında milyonlarca
Mustafa Kemal olmak isteyenler duracaktır
Tarih sayfalarının mürekkep izlerini karıştırırlarsa bir vakit
Bunun aksinin örneğine rastlayamayacaklardır.
Ben Mustafa Kemal olmak istiyorum

Ne yazık ki hakikatler bazen bedenlermize değen
Kor alevler gibi canımızı acıtıyor
Hala Cumhuriyetmizin felsefesine hakim olamamış
Benliklerinde yobaz,akıl dışı,atalarımızın ruhlarınde derin yaralar açan
Yüksek bilimlerden bir haber olanlar
Biz bilimdaşlarına sadece zavallı gözlerle bakıyor
Onlara inat hergün milyonlar Mustafa Kemal olmak isityor

Ve sen kati süratle emin olabilirsin ki Atam
Her bir sayfasında başı örtülü analarımızın azmi kokan,
Sefalet ve daha nice engelleri engin denizler gibi aşarak
Kimi zaman at sırtında,çorak topraklarda
Kimi zamansa soğuk havalarda ayaklarında çarıkları olmayan
Asil ve yüce Türk milletinin evlatlarının bize en değerli
Hazine olarak bıraktığı Cumhuriyet daimidir.

Bunun aksini düşünen Örümcek beyinler
Uzak yahut yakın zavallı tabirini oluşturan düşmanlar
Bizlerin,yani beynine ilerlemekten başka hedef koymamış soylu ırkımızın
Ayakları altında ezilmeye mahkum olduklarını unutmamalıdırlar

Bizim istidamızda her zaman aksi bir kez dahi tekerrür etmemiş
Bağımsız,yüksek medeniyet mertebesindeki asil ruh mevcut kılınmıştır
Gerektiği vakitte ondan feragat etmemek için her zaman dik
Son çare kalan ölümü şerefimizle kabul eylediğimizi
Bizlerin kudret dolu bir ırk olduğumuzu,akla tabi olmayan
Düşünceler kavrayamamış görünüyorlar
Şüphesiz onlara zavallı gözlerle bakmak lüzum gelir
Bütün düşmanlarımız için Mustafa Kemal olmak istiyorum

Sana damarlarımdaki soylu kanın borcu olarak söz veriyorum;
Ülkemin bakiliği için ardı ardına engelleri aşmak için
Gerekliliği kati herşeyi,büyük bir arzuyla yerine getireceğiz
Annemin başındaki eşarbın namusu için söz veriyorum ki;
Kimse kirli,zavallı kara örtüleriyle egemenliğimizin yanında
Nefesin katresini alamayacak

Bizler namus,bağımsızlık,evlatlarımızın gelecekteki huzuru için
Dinimizin,örf adetlerimizin,hem ülke hem dünya sulhu
Ve baş taçlarımız,kadınlarımızın hak ettiği
Yüksek mertebeler ulaştığı günlerin hayali için
Gecemizin gündüzümüze karıştığı anlarda
Bu değerlerimizin saadeti,kalıcılığı uğruna
Ölümün yağmur gibi sağanak sağanak kol gezdiği vakitlerde dahi
Ona siper olmaktan şikayetçi olmayacağız...



Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

11/4/2009 - BEN TÜRK'ÜM!!!!

Ben Bir TÜRKÜM !...

Ben;
Orta Asya'dan Türeyen, Anadolu'da Büyüyen, Avrupa İçlerine Yürüyen TÜRK'üm !
Ben;
Dağlarda Gemi Gezdiren, Taşlara Destanlar Kazdıran, Tarihi Baştan Yazdıran, TÜRK'üm !
Ben;
Adalete, Ben Mertliğe Örnekler Veren, Ölüm - Kalım Savaşına Gülerek Giden, Yeryüzünde Her Murada Eren TÜRK'üm !
Ben;
Sancaklara, Tuğlara Baş Eğdiren, Beylere, Paşalara Hil'at Giydiren, Kılıcını Üç Kıt'ada Gezdiren TÜRK'üm !
Ben;
Atilla'yı, Yavuz'u, Fatih'i Var Eden, Kralları, İmparatorları Kendisine Yar Eden, Düşmanına Dünyasını Dar Eden TÜRK'üm !
Ben;
Şahları, Sultanları Kul Edinen, Altınları, Elmasları Pul Edinen, İncili Kaftanları Çul Edinen TÜRK'üm !
Ben;
Zafer Rüyasını Görenlere Saç Yolduran, Hezimete Uğratıp, Ümitleri Solduran, Müzelerde Baş köşeleri Dolduran TÜRK'üm !

Ben;
Damarlarında Asil Kanın Aktığı Irkım, Benden Bahseder Destanım, Ağıtım, TÜRK'üm, Ben TÜRK'üm, Taa İliklerime Kadar
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'üm !..


Ya Siz Kimsiniz ?



Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

20/2/2009 -

http://www.aa.com.tr/images/stories/ataturk/ataturk.html

ATATÜRK'ÜN HARİKA RESİMLERİ

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

İSTİKLAL MARŞI

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celal?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal...
Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal!

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
'Medeniyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.
Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.
Doğacaktır sana va'dettiği günler hakk'ın...
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri 'toprak!' diyerek geçme, tanı:
Düşün altında binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şuheda fışkıracak toprağı sıksan, şuheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsın da hüda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.

Ruhumun senden, ilahi, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.
Bu ezanlar-ki şahadetleri dinin temeli,
Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.

O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım,
Her cerihamdan, ilahi, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-i mücerred gibi yerden na'şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım.

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal!

Mehmet Akif Ersoy





turkolmak

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv

Kategoriler




SAATLER

Gazeteler

bannerim

Arkadaşlarım

nurdanhicyilmaz
mavis62
natcilar
trojenx
karyatit
kelebekcenneti
cografyamiz
nakoorgu
esila48
huzunsabahi
cnsiledevrialem
canananne